Hepimiz Aynı Huzura Çıkacağız
Diğer Dillerde Oku
Benim gibi inanman önemli değil. Ama inandığını samimiyetle yaşaman çok önemli.
Devamını Oku
Çünkü zaman geldiğinde dünyevi etiketlerimizden, zırhlarımızdan ve kimliklerimizden ayrılacağız. Ve nihayetinde hepimiz aynı yüce kudretin huzuruna çıkacağız.
Hükmü O verecek.
Hepimiz Aynı Huzura Çıkacağız
Peki bu huzura nasıl çıkacağız? Bunu biraz düşünelim.
Uzun tartışmaların ortasında insan bazen durur ve kendi kendine sorar:
Ben aslında neyi savunuyorum?
Bir inancı mı? Bir kimliği mi? Yoksa sadece ait olduğum tarafı mı?
Bu soru, yüzeysel bir şüphenin ötesindedir. İnsanın kendisiyle yüzleştiği, en derin anlamda dürüst olmak zorunda kaldığı bir andır.
İnanç Bir Yolculuktur
İnanç, doğduğumuzda üstümüze giydirilen ve ömür boyu değişmeden taşınan bir etiket değildir. Bir insanın hayatı boyunca yürüdüğü, tökezlediği, durduğu ve yeniden kalktığı bir yoldur.
İnsan öğrenir. Sorgular. Yaşar. Değişir.
Kaynaklar ve Perspektifler
Sosyologlar bunu "anlam inşası" olarak tanımlar. Psikologlar evrelere böler. Din adamları her gelenekte farklı bir isim koyar; ama anlattıkları şey aynıdır: ruhun hakikate doğru ilerleyişi.
"Kalbimiz Sende huzur bulana dek durmaksızın çırpınır."— Aziz Augustinus, İtiraflar (MS 397)
"Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan, halka müderris olsa hakikatte asidir."— Yunus Emre (13. yy.)
"Savaş meydanında bile, yolculuğun asıl cephesi içeridedir."— Bhagavad Gita, 6. Bölüm (MÖ 5-2. yy.)
Bu yüzden kimsenin bulunduğu noktayı küçümsemek doğru değildir. Herkes yolculuğunun bir yerindedir.
Haklı Olanın Yanında Durabilmek
Hayat insana çok şey öğretir. Ama en kalıcı öğretilerden biri şudur:
Asıl mesele, haklı olanın yanında durabilmektir. Güçsüz olsa bile. Yalnız olsa bile. Sessiz olsa bile.
Kaynaklar ve Perspektifler
Bir insanın gerçek karakteri, güçlünün yanında saf tuttuğu anda değil; haksıza yanlış yapıyorsun diyebildiğinde, zayıf da olsa haklının yanında durma cesaretini gösterdiği anda belirir.
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."— İncil, Matta 7:12
"Hiçbiriniz, kendiniz için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz."— Hadis (Kırk Hadis, Nevevi)
"Sana iğrenç gelen şeyi komşuna yapma. Tevrat'ın özü budur; gerisi yorum."— Hillel, Talmud (MÖ 1. yy.)
"Ben varım, çünkü biz varız."— Ubuntu felsefesi, Güney Afrika
Yargılamak Değil, Anlamaya Çalışmak
Zamanla şu gerçek netleşir: Hiç kimse bir başkasının kalbini tam olarak bilemez. Niyetini tartamaz. Yolculuğunun tamamını göremez.
Kaynaklar ve Perspektifler
Psikoloji buna "temel atıf hatası" der: İnsanlar başkalarını davranışlarından, kendilerini ise koşullarından yargılama eğilimindedir. Yani yargı, yapısal olarak eksiktir.
Ama bu yalnızca bilimsel bir tespit değildir. Çok daha eskidir.
"Yargılamayın, yargılanmayasınız."— İncil, Matta 7:1
"Başkasının acısını taşıyabilmek için önce onu anlamak gerekir."— Karuna (şefkat) ilkesi, Budizm
"Öteki'nin yüzü, sana bir sorumluluk yükler; onu hiçbir gerekçeyle görmezden gelemezsin."— Emmanuel Levinas, Bütünlük ve Sonsuzluk (1961)
Anlamaya çalışmak, haklı vermek değildir. Sadece insanı insan olarak görmektir.
Ortak Paydalar
İnsanlar farklı dillerde konuşur. Farklı ibadetler yapar. Farklı isimler kullanır.
Ama bazı şeyler hepsinde aynıdır.
Altın Kural — Kaynaklar ve Tablo
1993 yılında Chicago'da toplanan Dünya Dinleri Parlamentosu, onlarca farklı inançtan temsilciyi bir araya getirdi. Tüm farklılıklara rağmen üzerinde uzlaşılan tek bir ilke vardı: Altın Kural.
Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma.
| Gelenek | İfade |
|---|---|
| Hristiyanlık | Başkalarına nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle davranın. |
| Yahudilik | Sana iğrenç geleni komşuna yapma. |
| İslam | Kendin için istediğini kardeşin için de iste. |
| Budizm | Başkalarına acı verecek şeyi yapmaktan sakın. |
| Hinduizm | Kendine zarar verecek şeylerden nasıl kaçınıyorsan, başkasına da o şeyleri yapma. |
| Konfüçyüsçülük | Kendin için istemediğini başkasına yapma. |
| Bahailik | Kendin için seçtiğini, komşun için de seç. |
Tablo kaynağı: Hans Küng, Towards a Global Ethic — Dünya Dinleri Parlamentosu Deklarasyonu, Chicago 1993
İnsanları bir arada tutabilecek bağlar düşünüldüğünde, bunların iç içe halkalar gibi genişlediği görülür. En içte aynı inancı paylaşanlar, sonra aynı vatanda yaşayanlar, en dışta ise yalnızca insan olmaktan gelen o büyük ortaklık. Bu son halka, diğerlerini de kuşatır.
"Kardeşliğin en geniş dairesi insanlıktır. İman, vatan ve insanlık — bunların her biri ayrı bir birliğin zeminidir."— Bediüzzaman Said Nursi, Uhuvvet Risalesi
Aynı dünyayı paylaşıyoruz. Aynı havayı soluyoruz. Aynı toprağın üzerinde yürüyoruz. Ve belki de en önemlisi: aynı soruyu soruyoruz.
Zorla Değil, Özgürce
Hiçbir inanç zorla içselleştirilemez.
İnsan, inanırsa kendi vicdanıyla inanır. Yaşarsa kendi tercihiyle yaşar. Başka türlü edinilen bir inanç, inancın kendisi değil; sadece onun gölgesidir.
Kaynaklar ve Perspektifler
Bu, yüzyıllardır farklı geleneklerin, farklı kelimelerle söylediği aynı şeydir.
"Dinde zorlama yoktur."— Kuran, Bakara Suresi 256
"Hiç kimse bir başkasının inancına müdahale edemez; vicdan dokunulmazdır."— BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Madde 18 (1948)
"Gerçek inanç, başkasının ruhuna hükmetme arzusunu söndürür."— Simone Weil, Köklenme (1949)
Hepimiz Aynı Huzura Çıkacağız
Tarihte hemen hemen her medeniyet, aynı soruyla yüzleşmiştir:
Yaptıklarımızın hesabı bir gün SORULMAYACAK mı?
Kaynaklar ve Perspektifler
Antik Mısır'da ölümden sonra kalp, bir teraziye konurdu. Diğer kefeye ise Ma'at'ın tüyü yerleştirilirdi; adaletin, dürüstlüğün simgesi. Kalp tüyden ağır gelirse ruh silinirdi. Dengede kalırsa sonsuzluğa geçerdi.
Farklı kültürler, farklı imgeler. Ama hepsinin anlattığı şey aynıdır: günün sonunda kim olduğumuz değil, nasıl yaşadığımız sorulacak.
"Zerre kadar iyilik yapan onu görür. Zerre kadar kötülük yapan onu görür."— Kuran, Zilzal Suresi 7-8
"Karmanın terazisi hiçbir şeyi atlamaz."— Mahabharata (MÖ 4. yy.)
"Her insan kendi eylemlerinin hesabını verecektir."— İncil, Romalılar 14:12
"Ölüler Kitabı'nda kalp tartılır; adalet, tüyden daha hafif bir şey değildir."— Mısır Ölüler Kitabı, 125. Bölüm (MÖ 1550-50)
Hangi isim konursa konsun o ana — huzur, mahkeme, terazi, ya da sadece vicdan — varılan yer hep aynıdır.
Kimin tarafında olduğumuz değil, kime fayda sağladığımız sorulacak.
Son Söz
Kimseye "benim gibi inan" demek kimsenin hakkı değildir.
Ama şu söylenebilir:
Son Düşünce
İnandığın şeyi samimiyetle yaşa.
Çünkü sonunda niyetlerimiz, yaptıklarımız ve kalbimiz bizimle birlikte o huzura çıkacak.
Ve o huzur, bütün dilleri, bütün yolculukları ve bütün samimi arayışları bilen tek tanıktır.
Benim gibi inanman önemli değil.
Ama inandığını samimiyetle yaşaman çok önemli.
Çünkü zaman geldiğinde etiketlerimiz, zırhlarımız ve kimliklerimiz geride kalacak.
Niyetlerimiz, yaptıklarımız ve kalbimiz bizimle birlikte o huzura çıkacak.
Hepimiz aynı huzura çıkacağız. Hükmü O verecek.
muazturkyilmaz.com
Comments
Post a Comment