Read in Other Languages
İnsanları Küfre ve İmana Götüren Etkenler
M. Fethullah Gülen · Manisa, 14 Şubat 1975 · "Tevhid Delilleri" serisinin ilk vaazı
"Gözümle görmediğime inanmam." Bu söz, 1975'te de bugün de aynı güvenle söyleniyor. Hocaefendi, tevhid delillerine geçmeden önce bu vaazda zemini hazırlıyor: İnsanı imandan uzaklaştıran nedir, imana götüren nedir?
Bu yazı yukarıdaki videoyu bölüm bölüm izliyor. Anlatım herkes için; karşılaştırmalar, kavramlar ve kaynaklar açılır kutularda.
I — Kâinat O'nu anlatır
Allah kâinatı kendini anlatsın diye yarattı
Allah'ın ne meleğe, ne insana, ne de kâinata ihtiyacı vardır. Kelâmı, kudreti, ilmi, işitmesi ve görmesi kendindendir. Buna rağmen bizi yarattı: gözümüzle kendini görmek ve göstermek, kulağımızla kendini duyurmak için. Bize şuur verdi ki O'nu bilelim, O'na erelim.
Kâinat, Kur'an ve peygamberler O'nu anlatır; her şey bir senfonideki tatlı musiki gibi O'ndan söz eder. Söylenen söz kalpte yankı bulmazsa, taşa çarpmış gibi geri döner.
📖 📊 Videodan görsel: Allah kâinatı kendini anlatsın diye yarattı
II — "Görmediğime inanmam"
Mantıksızlık mantığı
Hocaefendi'ye göre dünkü kâfirle bugünkü kâfir arasında temel meselede fark yoktur: Gözle görüleni, elle tutulanı, kulakla duyulanı kabul, gerisini ret. Hz. İsa'dan önce Epikür ve Demokrit de aynı şeyi söylemişti. Bu, bir bakıma mantıklı görünür ama mantıksızlık mantığıdır.
Çünkü varlığına inandığımız pek çok şeyi hiç görmeyiz. Onları, gördüklerimizin terkibini yapan aklımızla kabul ederiz.
📖 Görmeden kabul ettiklerimiz
| Çekim kanunu | Küreleri birbirine bağlar; kendisi görülmez, yine de "vardır" deriz. |
| Amerika | Çoğumuz gözümüzle görmediğimiz hâlde varlığını kabul ederiz. |
| Merkezkaç | Cisimlerin birbirinden kaçma kanunu; eskiler "ani'l-merkez" derdi. |
| Mıknatıs | Demir demiri çeker; ama çeken şeyin ne olduğunu bilemeyiz. |
| Atom | Elektronu ve nötronu görmeyiz, ama atomun varlığına inanırız. |
📖 📊 Videodan görsel: Mantıksızlık mantığı
III — Aklın vazifesi
Duyular malzeme toplar, akıl hakem olur
Akıl, insanlığın büyük meselelerini tek başına halledemez; ama bir alettir. Göz görür, kulak işitir; akıl bunları değerlendirip bir hükme varır. Kâinattaki, insanın yüzündeki, sözündeki ve sesindeki manalar aklın eline geldiğinde akıl şu hükümle çıkar: "Bunları yaratan Allah'tır."
His, mantık ve akıl birer alettir. Neyin neye yaradığını bilmeyen, onları yerinde kullanamaz ve bir safsatadan başka bir safsataya gider.
📖 📊 Videodan görsel: Duyular malzeme toplar, akıl hakem olur
IV — "Allah'ı göremedim"
Rus astronotu ve sınıftaki öğretmen
Dünyanın etrafında dönüp gelen Rus astronotu, "Ben Allah'a rastlamadım" diyerek bunu bütün dünyaya ilan etti; sanki kâinatı elinde tutan Allah, dünyanın etrafında bir yerde bulunuyormuş gibi. Hocaefendi buna üç cevap verir.
Aynı mantık sınıfta da kurulur: "Beni, tahtayı, kalemi görüyor musunuz? Evet. Çünkü var. Allah'ı görüyor musunuz? Hayır. Öyleyse yok." Bu safsatanın karşısına Kur'an ve Resulullah mantığıyla çıkılmazsa, aynı sözler okulda, radyoda ve televizyonda çocuklarımıza dinletilmeye devam edecektir.
📖 Allah neden görünmez?
| 1 | Allah, Allah olduğu için görünmez: Bütün kâinatı elinde tutan bir yerde olmaz. |
| 2 | Allah madde değildir; cevher de araz da değildir, aklımıza gelen her şeyden başkadır. |
| 3 | İnsanın görmesi sınırlıdır; Hocaefendi görülebilenin ancak binde altısını gördüğümüzü söyler. Binde bini görmeyen, "Allah'ı görmüyorum" diyemez. |
📖 Kaynak notu: "Tanrı'yı görmedim" sözü kime ait?
Vaazda geçen söz, 1975'te dünyada yaygın olan bir rivayete dayanır ve çoğu zaman Yuri Gagarin'e nispet edilir. Kaynakları taradığımızda şu tablo çıktı:
- Belgeli olan: İkinci Sovyet kozmonotu Gherman Titov, 6 Mayıs 1962'de Seattle Dünya Fuarı'ndaki basın toplantısında uzayda "ne melek ne Tanrı gördüğünü" söyledi. Haber: Seattle Post-Intelligencer, 7 Mayıs 1962, s. 1. (HistoryLink)
- Cevabı: Amerikalı astronot John Glenn, 10 Mayıs 1962'de Seattle'da bu söze şöyle karşılık verdi: inandığı Tanrı, uzayda görülebilecek kadar küçük değildi. (HistoryLink)
- Kruşçev'e nispet: "Gagarin uzaya uçtu, Tanrı'yı görmedi" sözünün, Sovyet lideri Kruşçev'in din karşıtı propaganda konulu bir parti toplantısında söylendiği anlatılır. Bu anlatım, Gagarin'in yakın dostu Albay Valentin Petrov'un hatırasına dayanır; toplantının tutanağı ve tarihi bulunamamıştır. (Pravmir, Sedmitza, Kommersant)
- Propagandadaki izi: 1961'de Ogonyok dergisinde "Tanrı yok, Gagarin var" yazılı bir pankart haberi çıktı; aynı yıl Gagarin adına yazılan "Uzaya Giden Yol" kitabında da benzer bir anekdot yer aldı. (Kommersant)
- Gagarin'in kendisi: Böyle bir söz söylediğine dair kayıt yoktur; yakınları vaftizli olduğunu anlatır. (Foma)
Vaazın ana fikri, yani gözle görmemenin yokluğa delil olmadığı, bu nispetten etkilenmez. Hikâyenin kendisi, bu safsatanın devlet propagandasında nasıl kullanıldığını gösterir.
📖 📊 Videodan görsel: Rus astronotu ve sınıftaki öğretmen
V — Kurtuluşun yolu
Kâinatı bir kitap gibi okumak
Bu mantıksızlıktan kurtulmanın yolu, bize verilen varlığı, idraki ve önümüze sofra gibi serilen kâinatı bir kitabın sayfaları gibi çevirmek; Allah'a ait eserleri tespit edip mantığın hakemliğiyle "Allah vardır" hükmüne varmaktır. Bunu önce evde, çoluk çocuğa anlatmak; sonra millet içinde arı gibi kaynaşarak yaymak gerekir.
Hocaefendi'nin tespiti açıktır: Küfre götüren ilim, fikir, akıl ya da mantık değildir. Küfrün temelinde mantıksızlık, ilimsizlik, cehalet ve akılsızlık vardır; üniversitede bile olsa.
📖 📊 Videodan görsel: Kâinatı bir kitap gibi okumak
VI — Birinci âmil: Cehalet
Bilmediğini bilmemek
Beş yüz milyonluk bir cemaatin Allah'tan uzaklaşmasının sebebi cehalettir: Kur'an'ını, neyin Allah'ı anlattığını, Peygamberini bilmemek. "İnsan su kenarında meydana gelmiş, sonra şu olmuş, sonra bu olmuş" gibi "-mış, -mış"larla büyük hakikat anlatılamaz.
"Allah bizimle konuşsa ya!" diyenlere Kur'an, onlardan öncekilerin de aynı sözü söylediğini hatırlatır: Kalpleri birbirine benzedi (Bakara 2:118). Elektriğin santralde doğduğunu bilmeyen, onu yalnız teller ve lambada arar ve yanılır. Onlar dünya hayatının sadece görünen yüzünü bilirler (Rûm 30:7).
📖 Üç kat cehalet
| Cehl-i basit | Bilmemek. |
| Cehl-i mürekkeb | Bilmediğini de bilmemek. |
| Cehl-i mük'ab | Üstelik kendini bilir sanmak: cehaletin üç kat katlanmış hâli. |
📖 📊 Videodan görsel: Bilmediğini bilmemek
VII — İkinci âmil: Hevâ
Arzularını ilah edinen
Arzuları insanı çepeçevre sarar: evlada, aileye, yurda, yuvaya karşı arzular birikir ve insan bir "arzular âbidesi" hâline gelir. Bu arzuları aşamayan yolda kalır. Kur'an sorar: "Hevâsını ilah edinen kimseyi gördün mü?" (Furkân 25:43)
Böyle biri başını kaldırıp kâinatın tebessüm eden yüzüne bakamaz, kendi içine dönemez, hadiseleri değerlendiremez ki Allah'ı görsün. Firavun'un "Bana bir kule yap da Musa'nın ilahına bakayım" demesi gibi (Mü'min 40:36-37), bugünün insanı da günahların ağırlığıyla saçma delillere tutunur.
📖 📊 Videodan görsel: Arzularını ilah edinen
VIII — Üçüncü âmil: Kibir ve inat
Kibir küfre, inat kapalı kalbe götürür
Kudsî hadiste Allah, kibriyanın kendi ridâsı olduğunu bildirir. Başkası büyüklenirse yanlış bir yola girmiş olur. Şeytan, Âdem'i hor görüp büyüklendiği için rahmetten mahrum kaldı (Bakara 2:34). "Bize melekler inseydi ya, Rabbimizi görseydik ya!" diyenler, kendi içlerinde büyüklenmişlerdi (Furkân 25:21).
Kibrin doğurduğu ayrı bir hastalık inattır. İnatçı, mantıken kabul etse bile ret yolları arar: "Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız" (İsrâ 17:90). Hocaefendi'ye göre küfür insan hayatında bir ölümdür ve bu ölümü doğuran korkunç hastalık kibirdir.
📖 📊 Videodan görsel: Kibir küfre, inat kapalı kalbe götürür
IX — Dördüncü âmil: Zulüm
Hakk'a ve halka karşı haddi aşmak
Zulmü şiar edinen, bugün olmazsa yarın imanın nurundan mahrum kalır. Hakk'ın hukukunu çiğneyen de halka zulmeden de adım adım küfre itilir. Küfredip zulmedenleri Allah bağışlayacak değildir ve onları cehennem yolundan başka bir yola iletmeyecektir (Nisâ 4:168-169).
"Bize Allah'ı göster" diyen İsrailoğullarını zulümleri sebebiyle yıldırım çarptı (Nisâ 4:153). Devlet halkına, millet kendine, torunlarına, çoluk çocuğuna zulmederse, o milletin başında çakacak saikalar hazır demektir.
📖 📊 Videodan görsel: Hakk'a ve halka karşı haddi aşmak
X — Beşinci âmil: Korku
Sinekten kaçıp yılanın ağzına girmek
Gerekmediği yerden korkmak nicelerini dinden çıkarmış, küfrü hoş görmeye zorlamıştır. Makamını kaybetmekten korkan kâfire taviz verir; sinekten kaçarken yılanın ağzına, nefsinin ve şeytanın kucağına düşer. Münafıklar da korkularından müminlerle görünür (Tevbe 9:56).
Mümin ise bütün dünya aleyhine toplansa "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" der (Âl-i İmrân 3:173). Firavun'un tehdit ettiği sihirbazlar da böyle cevap verdi: "Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin" (Tâhâ 20:72).
📖 Beş âmil bir bakışta
| Cehalet | Kur'an'ı, Peygamber'i ve neyin Allah'ı anlattığını bilmemek; bilmediğini de bilmemek. |
| Hevâ | Arzuların insana hâkim olması ve doğurduğu sapma. |
| Kibir ve inat | Büyüklenmek ve hakikate rağmen ret yolları aramak. |
| Zulüm | Hakk'ın ve halkın hukukunu çiğneyerek haddi aşmak. |
| Korku | Allah'tan değil; makamdan, servetten, dünyayı kaybetmekten korkmak. |
📖 📊 Videodan görsel: Sinekten kaçıp yılanın ağzına girmek
XI — İmana götürenler
Akıl, fikir ve ilim
"Az ilim insanı imansız yapar, çok ilim Allah'a bağlar." Yarım ilim, yarım hekimin cana kıydığı gibi bir milletin can evine kıyar. İmana götüren âmiller akıl, fikir ve ilimdir: Kur'an "aklını kullananlar", "düşünenler" ve "bilenler" için ayetler olduğunu söyler (Ra'd 13:3-4, Rûm 30:22).
Hilkatin gayesi Allah'ı bilmektir. Mümin bir arı gibi atomdan güneş sistemine, yıldızlardan insanın yüzüne konar; her birinden bir marifet çiçeği alıp döner ve "Her şey Seni anlatıyor" der. Bu bakışla İslam asla ilmin ve tefekkürün karşısında görülemez.
Hilkatin gayesi Allah'ı bilmektir.
📖 📊 Videodan görsel: Akıl, fikir ve ilim
Kavramlar
📖 Vaazda geçen kavramlar
Âmil: Etken, sebep.
Muğalata: Safsata; yanıltmaya yönelik, mantığa aykırı akıl yürütme.
Mülhid: Allah'ı inkâr eden.
Hevâ: Nefsin arzuları, gelip geçici istekler.
İnhiraf: Doğru yoldan sapma.
Kibriya: Büyüklük, yücelik; yalnız Allah'a ait sıfat.
Saika: Gökten inen şiddetli ses ve ateş; yıldırım.
Marifet: Allah'ı bilmek, O'nu tanımak.
Kaynaklar
📖 Vaazın kaynakları
Herkul.org: Tevhidin Etrafında (1975)
Ses kaydı: Çınar Media (YouTube)
Ayetler: Bakara 2:32, 2:34, 2:55, 2:61, 2:118 · Âl-i İmrân 3:14, 3:173 · Nisâ 4:153, 4:168-169 · Tevbe 9:56 · Yûsuf 12:105 · Ra'd 13:3-4 · İsrâ 17:90-91 · Tâhâ 20:25-28, 20:71-72 · Hac 22:8 · Furkân 25:21, 25:43 · Rûm 30:7, 30:22 · Mü'min 40:36-37, 40:44 · Fetih 48:11 · Kıyâmet 75:20-21
📖 📝 Derleyenin notu
İmanın şartlarının ilki Allah'a imandır. Bu, her dinde böyledir: Önce Yaratıcıya inanılır ki ardından gelenlere iman edilebilsin. İnançta ilk adım imandır; imanda ilk adım da Allah'a isimleriyle, sıfatlarıyla, her yönüyle iman etmektir. Bu vaaz, o yolun başı: imana giriş dersi.