Makale Yaz Deme — Arabadaki Ofis

Makale Yaz Deme — Arabadaki Ofis
ARABADAKİ & OFİS

Yapay Zekâ Pratikte

Arabadaki Ofis

Makale Yaz Deme.

Bu makalenin konusu yapay zekâ nasıl kullanılır. Ama asıl gücü şurada: ben bunu anlatırken tam tersini yaptım.

ChatGPT'ye dedim ki makale yaz. O da yazdı. Oturdu, bölümlere böldü, başlık koydu, sonuç ekledi. Ben daha düşünürken teslim etmişti. Baktım metne. Düzgündü. Akıcıydı. İçi bomboştu. Sonra Claude'a da aynı şeyi yaptım. O da yazdı. O da soğuktu. Sonra Grok eleştiri yaptı. Benjamin'den bahsetti, Barthes'tan bahsetti, dramatik gerilim dedi. Çok düzgündü. Çok eksiksizdi. Eleştirmenimiz de aynı tuzağa düştü, boşluğu doldurdu, yapıyı kurdu, sonucu teslim etti.

Hepsi benim anlattığım şeyi yaptı. Benim yapmamamı söylediğim şeyi.

İroni burada.

ChatGPT'nin yazdığı — ilk makale +
ChatGPT çıktısı — aynı hatayı iki kez yaptı

Birinci denemede şöyle açtı: "Son zamanlarda yapay zekâ hakkında yazdıklarımı biri üst üste okusa, benden teknoloji düşmanı çıkarabilir. Oysa derdim teknolojiyle kavga etmek değil..."

İkinci denemede yine aynı kapıdan girdi: "Buraya kadar yazdıklarımdan biri şunu düşünebilir: Bu adam yapay zekâya karşı. Hayır. Meselem bu değil..."

İki farklı deneme, aynı kalıp. "Ben yapay zekâya karşı değilim ama..." Her yapay zekâ makalesinin ilk cümlesi. Savunmadan başlıyor, özür diler gibi açılıyor.

Sonra devam etti: "Bu yazıda şunlar konuşulabilir: Yapay zekâ mucize değildir. Kendi kendine kusursuz çalışan bir akıl gibi görülünce kullanıcı hayal kırıklığı yaşıyor. Yapay zekâ çöp de değildir. Doğru kullanıldığında zaman kazandırır, düşünceyi toparlar, alternatif üretir, taslak çıkarır..."

Devamında başlıklar geldi. Maddeler geldi. Sonuç bölümü geldi. Ben daha ilk cümleyi kurmamıştım.

Şimdi birinci katmana gelelim. Yöntem şu: yapay zekâya bir anda her şeyi verme. Kafandaki düşüncenin hepsini önce boşalt. Düzensiz. Parça parça. Yarım cümlelerle. Günlük konuşma diliyle. Sonra dön, bak ne toplamış. Anlattıklarına uymuş mu, uymamış mı, onu gör. Yapay zekâ burada senin kayıt makinendir. Ama yorum yapan bir kayıt makinesi. Ses kayıt cihazı kullansaydın o parçaları kendim toplamak zorunda kalacaktım. Burada o topluyor. Hem kaydediyor hem editörlük yapıyor. Ama direksiyon onda değil. Yardımcı koltukta oturuyor.

Aşçı modülüne gidip bana inşaat yap dersen sana pastadan ev yapar. İnşaat modülüne gidip bana yemek yap dersen çimentodan kek yapar. Ortaya bir şey çıkar mı? Çıkar. Gösterişli bile olabilir. Ama istediğin şey o değildir.

Selpak bir marka ama biz onu söylediğimizde burun mendili anlıyoruz. Alo bir marka ama biz onu söylediğimizde çamaşır deterjanı anlıyoruz. Marka kelimeyi yutmuş. Yapay zekâ da fikri yutuyor. Sen bir şey söylüyorsun, o düzgün paketlenmiş halde geri veriyor. İçinde senin fikrin var ama artık onun ambalajında. Bunu fark etmezsen kendi fikrinin içinde kaybolursun.

Claude'un yazdığı — beğenmediğim versiyon +
Claude çıktısı — ilk versiyon

"Motor kapalı. Uygulama açık. Request bekliyorum. Yapay zekâyla konuşuyorum — yapay zekâ hakkında. İşin bu tarafı zaten garip."

Giriş iyiydi. Sonra düzeltti, topladı, kapattı. Müşteri sahnesi normal bir sahne gibi gelip geçti. Hiçbir şey kesilmedi. Hiçbir şey koparmadı. Buz gibiydi. Kutuplara gittim okurken, üşüdüm.

Yapay zekâ dedi ki: haklısın. Tam olarak anlattığın şeyi yaptım.

İkinci katmana gelelim. Bu yanlışlar makalenin içinde kalacak, gizlenmeyecek. Çünkü ben soforum. Yoldayım. Cahilim. Halktan biriyim. Bu konuşmayı steril bir odada hazırlanmış notlarla yapmıyorum. Arabada diktasyonla konuşuyorum. Hayat akıyor. Motor kapalı, uygulama açık, request bekliyorum.

Tam bu konuşmanın ortasında kapı açıldı.

Biri uzandı içeri. Peşin versem gelir misin dedi.

Hayır dedim. Request bekliyorum dedim.

Kapı kapandı.

Bir yanda ekmek derdi, bir yanda düşünce, bir yanda teknoloji. Yapay zekâyla konuşurken bile hayat cümleyi kesiyor.

Grok'un eleştirisi — hedefe ulaştırmayan +
Grok çıktısı — akademik eleştiri

"En büyük eksik: 'Göster, anlatma' kuralının ihlali. Yazar, 'İlk yazdırdığım metin buz gibiydi, ruhsuzdu, üşüdüm' diyor. Ama o metni hiç göstermiyor... Olay örgüsü ve dramatik gerilim eksikliği... Felsefi ve sanatsal katman eksikliği. Konu çok derin: Walter Benjamin'in 'Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebilirlik Çağında Sanat Yapıtı' yazısından, Roland Barthes'ın 'Yazarın Ölümü'nden beslenebilirdi..."

Eleştirmenimiz de aynı tuzağa düştü. Boşluğu doldurdu. Yapıyı kurdu. Sonucu teslim etti. Benim anlattığım şeyi yaptı.

Üçüncü katman ise şu an burada olup biten her şey. Bu makalenin kendisi bu sürecin bir parçası. Ben Claude'a dedim ki dur, nasıl ele alacaksın anlat. O anlattı. Anlattığı şey o kadar güzeldi ki dedim bunu makale yap. Yani yine aynı şeyi yaptım. Yine bir anda istedim. Ama bu sefer farkındaydım. Bu sefer okuyucu da farkında.

İşte bu fark her şey.

Sana bir vaat sunmuyorum. Reçete dağıtmıyorum. Kendi kullanım biçimimi anlatıyorum. İşine yararsa alırsın. Yaramazsa bırakırsın.

Ama şunu biliyorum: onu direksiyona geçirirsen seni çok güzel bir yere götürür. Senin gitmek istediğin yere mi? Onu bilmiyorum. Onu dönüp sormak yine sana düşüyor.

Bu makale birkaç kez yazıldı. İlki soğuktu. İkincisi biraz ısındı. Şimdiki bu. Farkı yaratan şey araç değildi.

Not: Bu makalenin son halini yapay zekâ yazdı. Yönlendirmesi insana aitti. Hangi cümlenin kalacağına, hangi sahnenin nereye gireceğine, ne zaman dur denileceğine insan karar verdi. Araç yazdı. Ama direksiyon burada da insandaydı.

Comments

Popular posts from this blog

Mimarın Odası — Bir Yapay Zeka Hesaplaşması

Chapter 1 — AI: Control System or Human Development Tool?

A Poisoned Congratulations – The Reality Behind Uber Driver Earnings